LAPAROSKOPİNİN VE UYGULAMALARININ
TARİHÇESİ
Yazar : Dr.
Ali AYYILDIZ
Ürologlar laparoskopiyi keşfetti. İntraabdominal testis aranması,
lenfosel drenajı, pelvik lenfadenektomi, varikoselektomi, orşiektomi,
üreterolitotomi, renal biyopsi ve simple nefrektomi derken üreteroneosistostomi,
augmentasyon, dönör nefrektomi, radikal nefrektomi, parsiyel nefrektomi,
radikal prostatektomi ve sistoprostatektomi, diversiyonlar gibi
ameliyatlar açık cerrahiye eşdeğer komplikasyon oranlarıyla gittikçe
artan sayıda yapılmaya başlandı.
Modern endoskopinin başlangıcı 1805'te Phillip Bozzini iledir
(1). O bir mum ışığı altında bir çift lümenli üretral kanül ile
kadın üretrasını muayene etti ve kendi başına çalışan ilk endoskopu
geliştirdi. Bundan sonra 100 yıl içinde ancak küçük ilerlemeler
kaydedildi. 1877'de Nitze endoskopik görüntüyü büyütmek için kullanılan
cam optikleri tanıttı (2). Laparoskopiye doğru ilk adımı atan
Nitze'nin sistoskopunu kullanıp bir trokar ile canlı bir köpeğin
kapalı boşluğunu pnömoperitoneum oluşturarak endoskopik olarak
muayene eden Kelling olmuştur (3). Ott (4) 1909'da karın boşluğuna
bir spekulum yerleştirdi ve görüntünün yansıtılmasında bir baş
aynası kullandığı tarihlerde İsveç'li bilimci Jacobaeus bir erkek
üzerinde tek giriş yeri olan sübaplı bir trokar kullanarak abdominal
boşluğa hem hava verip hem de diagnostik laparoskopi uyguluyordu
(5). 1911'de Bernheim organoskopi adını verdiği bir proktoskopla
periton boşluğunu görerek muayene etmiştir (6).
Bu arada 1918'de insüflasyon iğnesi, gaz insüflasyonu için Goetz
tarafından otomatik yayı olan bir iğne şekline getirilmiştir (7).
İlk kez 1923'de Jacobaeus insanda 10 adet peritoneskopiyi uygulamıştır
(8). Steiner, Nadeau ve Kampmeier aynı zamanlarda diagnostik laparoskopi
ile ilgili makalelerini yayınladılar (9, 10). 1901'de Kelling'in
peritoneuma steril pamuk ile filtrelenmiş havayı bir iğneyle insüfle
ettiğini bildirmesinden 23 yıl sonra, 1924'de Zollifoker karbondioksit
gazının kullanılmasını geliştirmiştir (11). Laparoskopi ile ilgili
olarak 500'ü aşkın olgu Ruddock tarafından 1937'de bildirilmiştir
(12). 1938'de Macar bir iç hastalıkları uzmanı olan Veress, plevral
bölgeyi pnömotoraks yaratmak için yaylı bir iğne kullanarak insüflasyonu
göstermiş ve hemen ardından tüm uygulamalarda standart hale gelmiştir
(13). Veress iğnesinin ve karbondioksit gazının kullanılmaya başlamasından
sonra 1947'de Palmer ilk Jinekolojik laparoskopiyi denemiştir
(14). 1951'de ise bir hepatolojist olan Kalk, laparoskopi esnasında
kullanılmak üzere organ retraksiyonu ve manüplasyonu için dual-trokar
geliştirmiştir (15). Optiklerin gelişmesi 1960'larda oluşmaya
başlamış, Hopkins geniş çubuk şeklinde ve ışığı taşıyan, daha
parlak ve net görüntü elde edilen kuartz mercekleri geliştirirken,
aynı dönemlerde fiberoptik soğuk ışık kaynağı geliştirilmiştir
(16).
Artık Veress iğnesi, karbondioksit gazı, Hopkins mercekleri ve
fiberoptik soğuk ışık kaynağının kullanılmaya başlaması Laparoskopide
günümüze kadar sürecek bir gelişmenin temel taşlarını oluşturmuştur.
Bu arada yayınlar, makaleler ve atlaslar yazılmaya başlanmış,
1964'de Steptoe ilk laparoskopi atlasını yayınlamıştı (17). Alman
jinekolog Semm, modern zamanlar laparoskopisinin babası olarak
tanınmaktadır. Bu ün ona kazandıran olay, laparoskopik aletleri
ve ameliyat tekniklerini geliştirmesi ve intrakaviter gaz basıncının
ölçülmesini sağlamasıdır (18). 1974'de Hasson, kör girişlerdeki
komplikasyon oranlarını azaltmak amacıyla, bugün de kendi adıyla
anılan periton boşluğuna açık yolla girilmesi tasarımını ortaya
atmıştır (19). Ancak, tekniğini 1978'de kendisi fasyayı orta hattan
açmak ve kanülü direkt görerek periton içine yerleştirmek suretiyle
ilk kez uygulayabilmiştir.
Laparoskopinin ürolojiye girişi 1976'da Cortosi'nin bilateral
abdominal inmemiş testisin teşhisi amacıyla kullanılmasıyla başlamıştır
(20). Laparoskopik aletleri ve teknikleri geliştiren Semm 1983'te
ilk laparoskopik appendektomiyi başarıyla gerçekleştirmiştir (21).
1985'te Filipi laparoskopik kolesistektomi amacıyla ilk kez hayvan
deneyi uygulamış, 1987'de ise Mouret başarılı ilk klinik laparoskopik
kolesistektomiyi yapmıştır (22, 23). Fransız araştırmacılar Filipi
ve Mouret'in girişimleri sayesinde dünyada insizyonlu ameliyatlar
devri de kapanmaya başlamıştır. Figge 1988'de bir at nalı böbrekte
laparoskopi ile transperitoneal nefrolitotomiyi tanımlarken, 1989'da
da ürolojik laparoskopi açısından ilginç olacak bir cerrahi girişim,
ilk sistematik pelvik lenfadenektomi serviks kanserinin evrelendirilmesi
amacıyla jinekolog Overleu tarafından yapılacaktı (24, 25). Bu
tarihlerden sonra Laparoskopi Üroloji'de yerini tamamen alacak
ve neredeyse tüm hatalıkların tedavisinde kullanılır hale gelecektir.
1989'da Elder inmemiş testisli bir çocukta, Fowler-Stephens orkiopeksi
uygulamadan 6 önce testiküler damarları laparoskopi ile bağlamış,
Harrison ise mikrovasküler ototransplantasyon uygulamadan önce
intraabdominal testisleri lokalize etmek amacıyla uygulamıştır
(26, 27). 1990'da organ yakalama ve torbalamanın temel tasarımları
ve doku morselasyonunun geliştirilmesinden sonra, artık, üroloji'de
ardı ardına değişik hastalıklarda ameliyat sunuları geliştirilmeye
başlanmıştır. 1990'da Snachez-de-Badajoz ilk lenfadenektomiyi
gerçekleştirdiler (28). Sırasıyla, 1991'de Clayman Toldt'un beyaz
çizgisi boyunca kolonu mobilize ederek ilk nefrektomi ve nefroüreterektomi,
Schuessler prostat kanserinin evrelendirilmesinde pelvik lenf
nod diseksiyonu, McCullough böbrek nakli sonrası gelişen bir lenfoselin
drenajını ve Vancaillie stres inkontinanslı bir kadında mesane
boynu suspansiyonunu gerçekleştirdiler (29-32). Donovan, Winfield
ve Hargood ilk varikoselektomiyi 1992'de sunmuşlar ve genel cerrahide
olduğu gibi laparoskopi de ürolojiye fırtına gibi girmiş, ve birçok
kurlar, kitaplar ve makaleler, ürologlara laparoskopi alanında
rehberlik edebilmek için ortaya çıkmıştır (33, 34).
İntrakorporeal dikiş ve düğüm atmak amacı ile geliştirilen yöntemler
sayesinde, 1992 ve 1993 yılları değişik ameliyatların uygulandığı
verimli yıllardır. 1992'de ilk varikoselektomiyi takiben, Atala
Vezikoüreteral reflüyü (VUR) bir hayvan deneyinde başarı ile düzelttikten
sonra, Das mesane divertikülektomisi, Morgan Renal kistte unroofing,
Gagner adrenalektomi, Hulbert testis tümörlülerde retroperitoneal
lenfadenektomi, Winfield parsiyel nefrektomiyi başarıyla gerçekleştirmişlerdir
(35-40). Atala'nın vezikoüreteral reflüde yaptığı ilk hayvan deneyinden
sonra 1993'te Ehrlich VUR'de ilk klinik uygulamayı gerçekleştirmiş
ve aynı tarihlerde mesane seromiyotomi ile birlikte oto-ogmantasyonunu
bildirmişlerdir (41). 1993 yılında da 1992'de olduğu gibi seri
ameliyatlar sunulmuştur. Artık ürolojik tümör ameliyatlarına adımlar
atılmıştır. Schuessler dismembred pyeloplasti, Kerbl retroperitoneal
nefrektomi, Urban nefropeksi, McDougall renal tümörde wedge rezeksiyonu
başarı ile uygularlarken böbrek transplantasyonunda 1995'te Kavoussi
ilk donör nefrektomiyi gerçekleştirmişlerdir (42-46). Bu yöntem
daha da benimsenmiş ve tüm dünyaya yayılmış olup birçok merkezde
donör nefrektomi standart hale gelmiştir. Elashri üreterolizisi
199'da gerçekleştirdikten sonra (47), Docimo mide ile mesane ogmentasyonunu
daha da ileri götürmüştür (48). Gill, Abbou, Guillonneau, Vallancien
prostat kanserinde ilk radikal prostatektomiyi 2000'de bildirdikten
sonra yine Gill radikal sistoprostatektomi, bilateral pelvik lenfadenektomi
ve ileal diversiyonu literatüre katmışlardır (49-52). Ardından
yine Gill ileal üreter uygulamasını gerçekleştirmiştir (53). Artık
her türlü ameliyatı laparoskopik olarak yapmak mümkün hale gelmiştir.
Laparoskopinin yaygın kullanılır hale gelmesi, bu konu ile ilgili
merkezlerde eğitimlerin artırılması, yaygınlaştırılması ve aletlerin
daha ucuz ve her yere ulaşır hale gelmesi ile mümkündür. Çünkü
laparoskopi, minimal invazif, açık ameliyatlarla neredeyse eşdeğer
komplikasyon ve süreye sahip hale geldiğinden umarım bu konuda
eğitim almış kişilerle daha da yaygınlaşacaktır.